Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Resim Galerisi Kuran-ı Kerim Hadis-i Şerif Nasheed (Ezgiler) Davetci Hatipler Ebu Hanzala Ebu Muhammed Murat Gezenler Ahmed Kalkan Videolar Davet Videoları Siyer ve İslam Tarihi

Arkadaşlarına dikkat et
Bu Ramazanımız farklı olsun
Ey Ramazana erişen
Her geceyi kadir bil!
Orucu kasten terk edenlere
Orucun faydaları
Orucun şartları
Ramazan 'arınma' ayıdır
Ramazan 'cömertlik' ayıdır
Ramazan 'kuran' ayıdır
Ramazan 'sabır' ayıdır
Ramazan 'takva' ayıdır
Ramazanda neler yapabiliriz
Ramazanın fazileti
Selefin orucundan bir demet
İftar ve sahur notları
Buluşma yerimiz cennettir!
Dr. Ebu Şadî
Günahların kötü neticeleri
Dr. Ebu Şâdi
İzzet Allah yanındadır.
Kim izzet ve güç kazanmak istiyorsa Allah'la olan irtibatını arttırsın
Taliban gerçeği
Taliban Gerçekleri
Sıcak konular ve zor sorular
Faziletli Şeyh / Halid bin Abdurrahman el Huseynan - Sıcak Konular ve Zor Sorular

Ana Sayfa



Tevhid Dersleri I Kitabut-tevhid I Tefsir I Hadis I Faydalı bilgiler

gercek selefiler kimlerdir

 
.

Bismillahirrahmanirrahim

SELEFİLİK İDDALARI VE GERÇEK SELEFİLİK

En güzel hamd ve senalar bizi yaratan ve hidayete erdiren Rabbimizedir. En güzel salat ve selamlar, o yüce Nebiye H.z Muhammed s.a.v üzerine olsun.

Bu küçük risalede, selefilik anlayışının ne manaya geldiğini irdelemeye çalışacağız. Günümüz de birçok Müslüman; selefilik veya selefi denilince, kendilerini selefi diye adlandırmaları, sayılarının çok olması, aynı zamanda birçok okul, enstitü gibi birçok dernek ve müesseselere hatta bir devlete (Suudi Arabistan)sahip olduklarından ve kendilerini bu şekilde yani selefi diye tanıttıklarından dolayı ilk akla gelen selefi imajını, bu kısım oluşturmaktadır.

Nitekim İnsanlar ve Müslümanlar doğal olarak hakiki selefiler ile bu sahte selefileri birbirine karıştırmaktadırlar. Nihayet tabii olarak Müslümanlar bu tür selefilerin gerçek manada selef akidesine sahip olmadıklarını ve yaşantılarının belirli şeylerden ibaret olduğunu görünce, ister istemez selef anlayışından veya menhecinden uzaklaşmaya ve hakiki selefileri de bu grup selefilerle karıştırıp beğenmemeye ya da haklı olarak eleştirme yoluna gitmektedirler.

Sonuç olarak; İnsanlar bu tür insanları selefiliğin temsilcileri olarak görmeye başlamışlardırlar. Oysaki bu kısım selefiler hakikatte selefilikle pek alakası olmayan, klasik selefi-telefi- diye adlandırdığımız, selefiliği temsil ettiklerini zanneden insanlardır. Bunlar asla hakiki selefilik anlayışını temsil etmemektedirler. Bu grubu da Müslümanların arasında, genel olarak Suudi Arabistan(istisnalar mutlaka vardır elhamdülillah) temsil etmektedir. Oysa gerçeğin bundan ibaret olmadığını hep birlikte görmek ve hakikatlerin ortaya çıkmasını için rabbimden muvaffakiyet dileyerek başlıyorum.

Selefilik, Kuran ve sünneti sahabe ve tabiin gibi anlayıp, yaşamak manasındadır. Yani ilk dönemde yaşamış Müslümanlara selef denir. Nitekim günümüzde kedini ilk dönem Müslümanlarına nispet eden kişilere selefi denir.

Selef anlayışı bu ümmetin temel taşları ve esasıdır. Rabbimiz, birçoğunu cennetle müjdelemiştir. Bunlar, Rasulullahın (s.a.v) güzide ashabıdır. Kuran ve Sünneti; sahabe gibi anlayış ve yaşayış tarzıdır. Müslümanların takip etmesi gereken hakiki menhec bu menhecdir. Bu hak yol olan selef yoludur.

Ayrıca Selef anlayışı, Allah’ın kendilerinden razı olduğu bir topluluğun da anlayışıdır. Kendisini “Fırka-i Naciye” ve “Taife’t-ül Mansura’ya” nispet eden bir muvahhidin takip etmesi gereken yolun da bu yol olduğunu iyi bilmemiz gerekmektedir.

Fakat günümüzde bu selefilik diğer birçok kavram ve ıstılahlar gibi yanlış manalar kazandırılarak yukarda da anlatmaya çalıştığımız gibi Müslümanlara yanlış aktarılmakta veya yanlış insanlar bu menheci insanlara tanıtmaya çalıştıkları için yanlış ve olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Nitekim bu yol günümüzde Müslümanların gözünde kötü, sanki uzaklaşılması veya ıslah edilmesi gereken bir yol halini almıştır. İşte bunun içindir ki bu iki grup arasında ki yani gerçek hakiki selef anlayışına sahip olan Müslümanlar ile kendini selefi diye adlandıran fakat gerçekte selefilikle ilgisi olmayan Telefi veya klasik selefi dediğimiz bu güruhun arasındaki farklılıkları ortaya koymaya ve hangi grubun hak üzere ve hangi grubun batıl ile karışık bir yol üzere olduğunu sunmaya çalışacağım, gayret bizden muvaffakiyet Rabbimizdendir…

Mevcud Selefiler Genel Olarak İki Kısma Ayrılırlar



1- (Hakiki Selefi) gerçek selefi.

2- (Taklidi Selefi) klasik selefi veya telefi

Bu iki anlayışında birbirinden farklı yönleri vardır. Aşağıda ilk olarak hakiki Selef anlayışına sahip olan ve hemen yanına da diğer - TELEFİ- veya klasik Selefi denilen güruhun anlayışını ortaya koymaya çalışacağım. Bunları kısaca şöylece sıralayabiliriz.

1-Hakiki selef anlayışına göre iman – kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve azaların amelidir. Yani iman; tasdik, ikrar ve ameldir. Bu nedenledir ki bir Müslüman kendisini küfre sokan bir söz, inanç veya amelle İslam’dan çıkabilir.

- Telefi anlayışına göre ise: imanın tarifi bazıları tarafından yukarda ki gibi yapılsa dahi, tatbikte böyle değildir. Ayrıca bazıları da imanı sadece tasdik ve ikrar olarak tarif ederler. Dolayısıyla kişinin İslam’dan çıkmasını, kalbi ile helal görme şartına bağlarlar. Yani bir kimse kendini küfre götüren bir amel işlese dahi kalbi ile bu yapmış olduğu amel veya sözü helal görmediği müddetçe kâfir olmaz demektedirler. Ve bu anlayışlarıyla da Mürcie fırkasından pek farkları kalmaz.

2-Hakiki selef anlayışında, Kişi tevhidini gerçekleştirdikten sonra, Allah’ın kanunlarının tatbik edilmesi için, İslami bir devletin yeryüzünde hakim kılınması ve yer yüzünde küfrün ortadan kalkması için takip ettiği metot;

a-Islah; İslam anlayışının selef akidesine göre düzeltilmesi.

b- Terbiye; Müslüman fertlerinin, İslam anlayışına, selef akidesine göre yetiştirilmesi.

c-Tasfiye; selef akidesine ters düşen inanç ve fikirlerin atılması ve öze dönüş.

d-Tanzim; İslami bir disiplin ve düzenli bir örgütlenme.

e-Hazırlık; İslami bir devlet için gereken temel hazırlıklar

f-Vakti geldiğinde cihad ile olacağına inanırlar.

- Telefi anlayışına göre ise: terbiye ve tasfiyenin yani Müslümanların asıl orijinal akide olan, selef akidesine dönmelerinin gerekliliğine ve terbiyenin yani fertlerin İslam terbiyesi ile ahlaklandırılmaları ile İslam devletinin kendiliğinden kurulacağına inanırlar. Tabi ki bu anlayış sünnetüllaha ve Allah resulünün(s.a.v)sünnetine tamamen aykırıdır.

Telefiler; bu anlayışlarıyla da aynı hızb-u tahrire benzerler.

3-Hakiki selef anlayışında; İslami bir devletin yeryüzünde ikame edilmesi ve Allah’ın kanunlarının geçerli kılınması için yapılacak hazırlıkları yerine getirecek, taifetül- mansura ve Fırka-i Naciye özelliklerine sahip olan bir cemaatin bulunması veya kişinin bulunduğu yerde bu grup yok ise bu cemaati kurmak gerekmektedir.

- Telefi anlayışına göre ise: İslami bir devlet kurmak için böyle bir cemaatin olması genel olarak bidat olarak görülmektedir. Ayrıca bütün günümüzde ki cemaatler, gerektiği gibi bir cemaat olmadıkları için bidat işlemektedirler. İslami bir toplumun olması ve oluşturulması, İslami bir devletin kurulması için yeterlidir.

4-Hakiki selef anlayışında, İslamiyet kemaliyet dinidir. Müslüman kınayıcının kınamasından korkmaz, İslam’ın bütün yönleriyle anlatılması ve yaşanması gerektiğine inanırlar. Yani ubudiyet, rububiyet, esma ve sıfatlarda tevhid, ibadet, ahlak, terbiye, siyaset ve cihad gibi, İslam’ın tümünden bahsetmeye ve yaşamaya çalışırlar.

- Telefi anlayışına göre ise: Genel olarak bu tip insanların yapmış oldukları zahiri meseleler ve suya sabuna dokunulmayan meselelerdir; namaz, abdest ve kabirlerdeki bidatler vs. pantolon ve sakal gibi şeylerle uğraşırlar. Hâkimiyet ve Tevhidi bozucu unsurlara veya yöneticilerin durumuyla pek ilgilenmezler.

5-Hakiki selef anlayışında, Tevhid gerçekleştirildikten sonra Müslümanları İslami bir devlete kavuşturacak yegâne vesilenin, cihada hazırlık, şartlar ve hazırlık tamamlandıktan sonra cihada kalkılmasıdır. Bu nedenledir ki, yeryüzünde cihad meydanlarında savaşan erlere destek olmak ve onları desteklemek farzdır, onlar Allahın dinini müdafaa etmekte ve kelimetullahı yeryüzünde hâkim kılmaya çalışmaktadırlar.

- Telefi anlayışına göre ise: Zulme, küfre ve isyana karşı, cihadı bir düşünce yanlıştır. Müslümanların terbiye ve tasfiye ile uğraşmaları gerekmektedir.

6-Hakiki selef anlayışında, yöneticilerin İslam’dan çıkmaları, inanç, söz ya da amel ile olur. Eğer yöneticiler İslam’dan çıkmışlarsa, Müslümanların onları indirilmesi ve onlarla savaşması gerekmektedir. Nitekim bu düşünce; zalim ve hain yöneticilere baş kaldıranların desteklenmelerini gerekli kılar.

- Telefi anlayışına göre ise: Bir kimse söylemiş olduğu küfür sözü veya işlemiş olduğu küfür ameli ile İslam’dan çıkmaz. Ancak kişi yapmış olduğu veya söylemiş olduğu küfrü helal gördüğü zaman İslam’dan çıkar. Dolayısıyla günümüz yöneticileri; yapmış oldukları şeyleri helal görüyoruz, demedikleri müddetçe Müslüman’dırlar hükmünü verirler. Bunun içindir ki yöneticilere karşı ayaklanmış ve baş kaldırmış cihad eden Müslümanlara havariç, fitneci ve terörist demektedirler.

7-Hakiki selef anlayışında, Mübarek Suudi Arabistan topraklarına, kendi rejimini ve koltuğunu korumak için kâfir Amerikan askerlerini, hicaz topraklarına davet etmek, kişinin küfrü için yeterlidir. Dolayısıyla böyle bir yöneticinin meşruiyeti kalmamış ve ona karşı mücadele ve cihad edilmesi gerekmektedir.

- Telefi anlayışına göre ise: böyle bir durum yukarda da dediğimiz gibi, kişi bu yapmış olduğu şeyi helal görmediği müddetçe İslam’dan çıkmaz ve nitekim meşru bir yöneticidir.

8-Hakiki selef anlayışında, herhangi bir kimse eğer Müslümanlarla mücadele etmek için uluslararası anlaşmalara imza atar ise bu kâfirdir. Bu kimse ister devlet başkanı ya da cumhurbaşkanı olsun fark etmez.

- Telefi anlayışına göre ise: Bu tür uluslar arası anlaşmalar gereklidir. Çünkü ülke güvenliğini tehdit etmekte ve huzura darbe vurmaktadır.

9-
Hakiki selef anlayışında, İslam’a savaş açmış, Müslümanları terörist ilan eden ve bütün gücü ile İslam’la savaşan(Suudi Arabistan’ın, A.B.D den yardım alması) bir devletten yardım almak kişinin küfrü için yeterlidir.

- Telefi anlayışına göre ise: bir devletin güvenliğini tehdit eden ve diğer saldırgan güçlere karşı böyle bir yardım alınması caizdir ve hatta gereklidir.

10-Hakiki selef anlayışında, her insan hata yapabilir ve bu nedenledir ki her bir insanın sözü kuran ve sünnete uyduğu müddetçe alınabilir ve uymazsa alınmaz, atılır. İslam da taassubiyet yoktur. Peygamberlerden hariç kişiler masum değildir hata yapabilirler.

- Telefi anlayışına göre ise: herkesin hata yapabileceğini bunlarda kabul ederler fakat bu konuda tatbike gelince başkalarını eleştirdikleri konuda kendileri hataya düşerler ve belirli şeyhlerin ( Elbani / Useymin / Bin Baz / Fevzan ) kitaplarına ve fetvalarına taassup ederler ve bazen de kuran ve sünnetin önüne geçirirler. Hâlbuki kendileri, tasavvufçuları bu konularda çok aşırı bir şekilde eleştirirler.

11-Hakiki selef anlayışında, Şirk ve küfür kanunlarının konulduğu, Allah’ın kanunlarının değiştirildiği meclis ve parlamentolara girmek caiz değildir.

Hakiki selef anlayışında, Şirk ve küfür kanunlarının konulduğu, Allah’ın kanunlarının değiştirildiği meclis ve parlamentolara girmek caiz değildir.

Sonuç:Ümit ederim ki, “Hakiki Selefi” anlayışı ile “Telefi” anlayışının birbirinden farklı olduğu anlaşılmıştır.

Muvaffakiyet Allahtan, hata ise bizden ve şeytandandır…

Rabbim! Bizlere hakkı hak, batılıda batıl göster… Âmin

Ebu Sehran es-Surî

.
 






İslamda aile hukuku, eşler arası anlaşmazlıklara çözüm önerileri
İslam'da aile hayatı
Teyemmüm, hayız ve nifas la ilgili fıkhi hükümler.
Hayız ve Nifas
Hanım Sahabeler
Hanım Sahabeler
Hayatus Sahabe
Hayatus Sahabe
Öğüt alan var mı?
Öğüt alan var mı?
Peygamberimizin Mucizeleri
(s.a.v.)'in Mucizeleri
Peygamberimizin Mucizeleri
Esma'ul Hüsna
Kabe'den Canlı Yayın
Kabe'den Canlı
Canlı Radyo Dinle
Online Radyo Dinle
Kendimi Tanıyorum
Kendimi Tanıyorum
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=